Homepage Şehir Araştırmaları Kaynaklar Kitap Değerlendirmesi: “MEKÂNSAL OKUNABİLİRLİK: Biçimsel, Dizimsel ve Öznel Boyutları” (Emine Köseoğlu)

Kitap Değerlendirmesi: “MEKÂNSAL OKUNABİLİRLİK: Biçimsel, Dizimsel ve Öznel Boyutları” (Emine Köseoğlu)

by samblog

Değerlendiren: Seda Subaşı, Şehir Çalışmaları Yüksek Lisans Programı, 2019.

Emine Köseoğlu, (2018). MEKÂNSAL OKUNABİLİRLİK: Biçimsel, Dizimsel ve Öznel Boyutları. İstanbul: Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Yayınları.

Neden bazı mekânlarda stres mekanizmalarımız devreye girerken, bazılarında kendimizi oldukça rahat ve güvende hissederiz? Bir mekânı huzurlu, kolay anlaşılabilir, açık, ulaşılabilir; ya da karmaşık, zaman kaybına yol açıcı nitelikte kılan nedir? Tüm bu sorulara cevap  niteliğinde olan “MEKÂNSAL OKUNABİLİRLİK: Biçimsel, Dizimsel ve Öznel Boyutları’’ kitabı, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Yayınları tarafından 2018’de yayınlandı. Çevresel psikoloji, mekansal okunabilirlik, tüketici davranışı ve kültür-mekan ilişkileri konularında ders veren Emine Köseoğlu tarafından kaleme alınan bu eser, özgün ve esnek bir çalışmayı muhteva eder. Mekan algısı, çevresel psikoloji, semantik-fiziksel değişkenler, mekânsal okunabilirlik gibi tamlamalar üzerinde duran yazar, çalışmasını, bu kavramların iyi açıklanması ve deneylerle analiz edilmesi temelleri üzerine kurar. Çalışmasını özgün kılan şey, bir yandan mekânsal okunabilirlik kavramını bir terim olarak önerirken; öteki yandan terimin mekânsal bazlı(nesnel) sayılan biçimsel-dizimsel ve kullanıcı bazlı(öznel) etkilerinin çift yönlü ilişkisine bütüncül olarak yaklaşmasıdır. Kısaca, okunabilirlik kavramının kullanıcı hareketlerinden bağımsız düşünülemeyeceğini ampirik bir çalışmayla kanıtlamaya çalışır.

Kitabın 1. Bölümü, konunun önemi ve gerekçesinin açıklandığı; çalışmanın amacının ve araştırma sorularının verildiği ve çalışmanın sınırlılıklarının tanıtıldığı “GİRİŞ” adlı bölümdür. Yazar, bu bölümde mekân üretimi, çevresel psikoloji bilimi, insanın mekândaki gereksinimleri gibi kavramları tanımlayarak ve açıklayarak çalışmasının amacından bahseder:

 Mekanların tanınması,öğrenilmesi,kavranması,anlaşılması ve kolay algılanabilir olması önemlidir;çünkü insanlar kolay öğrenemedikleri ve tanımlayamadıkları çevrelerde kendilerini rahat hissedemezler.Bu durum stres mekanizmalarının devreye girmesine neden olur.İnsanlar yine kolay öğrenemedikleri çevrelerde fazla zaman geçirmek istemeyebilirler; dahası bu durum onların mekansal hedeflerini gerçekleştirmelerine  ve istedikleri aktivitelerde bulunmalarına engel olarak, zaman ve emek kaybıyla birlikte binanın/çevrenin,performans/verimlilik değerlendirmesinin düşük olmasına yol açar.

Daha sonra, aynı bölümde yer alan “Çalışmanın Literatürde Doldurduğu Boşluklar” başlığı altında, Kevin Lynch’in mekânsal okunabilirlik kavramına ilişkin tanımlamalarından farklı neler sunacağını açıklar. Mekânsal okunabilirlik kavramına biçimsel, dizimsel ve öznel olarak üçlü bakış açısı gerçekleştiren yazar, böylece çalışmasının özgünlüğünü ve esnekliğini kanıtlar:

Bu çalışmada, Kevin Lynch’in (1960), The Image of the City isimli kitabında yaptığı tek cümlelik okunabilirlik tanımı ve devamında yaptığı destekleyici açıklamalar irdelenmiş ve tanımda görülen üç kavramın (organize olma,imaj oluşturma,yön bulma) ve tanımın devamında anlatılanlardan ortaya çıkan diğer bir kavramın (hatırlama) araştırmanın metodolojisini kurmaya yardımcı olacak kavramları oluşturuş biçimi tartışılmıştır.Tanımlarda yer alan kavramların doğrudan değişkenler olarak kullanılmamasını sebebi,okunabilirlik kavramının hem mekândan, hem de insan zihninden kaynaklı özelliklerinin tartışılmak istenmesidir.Bu amaç, bizi biçimsellik,dizimsellik ve öznellik olmak üzere üç farklı başlığa götürür.Çalışmada tartışıldığı gibi, biçimsellik, okunabilirliğin salt mekânsal yönünü oluşturur; dizimsellik, hem mekânsal, hem de zihinsel yönlerini oluşturur; öznellik ise okunabilirliğin zihinsel yönüne karşılık gelir.

Yazar bölümün sonunda, mekânın üçüncü boyutu ve temsillerini(fotoğraf,maket,video vb.) , katılımcıların mekâna ilişkin kişisel özelliklerini çalışma alanı dışında tuttuğunu “Çalışmanın Sınırlılıkları” adlı başlığında belirtir.

2. Bölüm, kuşkusuz, yazarın iyi anlaşılabilmesi açısından tanımlamalara sık sık başvurduğu, aynı zamanda sıkça atıflar ve alıntılar yaptığı bölümdür. Mekânı okumak ve okunabilirlik kavramlarının aynı şey olmadığını açıklamakla güçlü bir giriş yapılmıştır:

Okumak, çok daha geniş kapsamlı bir bakışı ifade ederken, okunabilirlik bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır.Dolayısıyla böylesi bir terimin varabileceği açılımlar sınırsız değildir.Okunabilirlik kavramı bir yönüyle imaj oluşturabilme,hatırlanma,mekânın organize olması,tutarlılık,çeşitlilik,karmaşıklık gibi birtakım soyut seviyedeki kavramlarla tanımlanabilir…

Bu ayrıştırma, yazarın kendi çalışmasının da ileride hangi başlığa ait olması gerektiğine bir temel atar. Kentsel tasarım ilkelerinin farklı kaynaklara göre hangi maddeleri barındırdığına dair bir tablo sunması ve okunabilirlik(legibility) ortak maddelerini vurgulaması yoluyla da kitabı ve tasarım ilkeleri arasında bir anoloji gerçekleştirmiştir.

Aynı zamanda tutarlılık(coherence), okunabilirlik(legibility), karmaşıklık(complexity),  gizemlilik(mystery), yollar(paths), kenarlar(edges)… gibi her bir kavramı gerek kendi eskizleriyle, gerek fotoğraflarla veya illüstrasyonlarla somutlaştırmıştır. İnsan zihninin ne olduğuna dair bir başlık da açan yazar, konunun, mekânı deneyimleyen bizlere dair yönüne  bir bakış atar (İnsan Zihni: Algılama,Hafıza,Öğrenme) ve böylece çalışmasının 3. ayağı olan öznel okunabilirliğin nelere dayandığını sunar.  Bu bölümde imge, örüntü, rota kelimelerini sıkça kullanmıştır.

Kitabın 3. Bölümünde, “Metodolojik Çatkı” başlığı altında biçimsel, dizimsel ve öznel okunabilirlik kavramlarının, ölçme biçimlerine dönüştürülürken, her birinin kendi analizlerinin nasıl oluşturulduğundan bahseder. Daha sonra bu kavramların kent mekânında okunabilirlik analizlerini sunar. Kitabın bu bölümünde de grafiklere, haritalara ve şekillere sıkça yer verilmiştir. Yazarın, Bill Hiller’in The Social Logic of Space kitabına atıfta bulunması ve onun çalışma ve fikirlerinden bahsetmesi de ileride bu kitaba başvuracak kişiler için geniş bir pencere açar:

 Hillier, bir sosyolog olarak mekânın fiziksel yönünden daha fazlasına işaret etmektedir, mekânın da, bu yüzden süreklilik ve dizim içinde analiz edilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.Bunun sonucunda geliştirdiği matematiksel yöntemle, kentlerin oluşumunda, lokal ve global düzen, bütünleşiklik gibi sosyal kavramları, ticari mekanların ya da konut alanlarının bulunduğu çevrelerde ne gibi yansımaları olduğunu tespit etmekte; mekanla asla tekil olarak ilgilenmemektedir.

Bill Hillier, mekansal dizim(space syntax) teorisinin kurucusudur. Kitabında mekan-toplum ilişkilerini irdeler ve ortaya koyduğu temel fikir, aslında, o ana kadar mekanın fiziksel nesne olarak ele alındığı,görüldüğü kadar değerlendirildiği, ancak mekanın görünenden fazlasını kapsadığıdır(2018). Örnek olarak; mekan, insan ilişkilerini ve hareketlerini kapsar. Modern kentlerin sosyal açıdan “kötü” olduğundan bahsedilirken, Hiller, bina yüksekliği gibi fiziksel değişkenlerin değil, cansız ve çölümsü bir hayatın yaratıldığı mekan organizasyonlarının gerçek sebepler olduğunu belirtir(Hillier ve Hanson,1984). Ayrıca Hillier’e göre(1989) bir kent, sosyal,kültürel ve ekonomik çevrelerinin yoğunluğu ve zenginliği açısından farklıysa, kentin somut özelliklerinde bu durum “görülebilmelidir”.

Nihayet kitabın sonlarında, analiz ve ölçüm sonuçlarıyla birlikte, tartışma ve sonuç bölümlerine yer veren yazar, her bir kontrol grubu için ayrı sonuçlar oluşturarak bunların okunabilirlikle ilişkisini de aktarır. ‘’ Biçimsel Okunabilirlik Analizi” bölümünde sırasıyla, imaj ögelerinden yollar ve Gestalt ilkelerinden tekrar ilkesi için yapılan analizlerin sonuçları aktarılır. “Dizimsel Okunabilirlik Analizi” DepthMap programı kullanılarak bağlanabilirlik(connectivity),bütünleşiklik(integration) ve anlaşılabilirlik(intelligibility) analizlerinin sonuçlarını sunar. “Öznel Okunabilirlik Analizi Sonuçları:Deney” başlığı altında ise, katılımcıların yaş-cinsiyet durumları bildirilir ve korelasyon ölçümleri ile birlikte deney sonuçları aktarılır.

Yazar, kitabın kapanışında, önceki dört bölümde anlatılanları iyi bir şekilde özetler:

 Bu çalışmada, Kevin Lynch’in 1960 yılında yayımladığı kült çalışması The Image of the City kitabında okunabilirlik üzerine yaptığı tanımlamalar ve kavramsal çözümlemeler, yeni kavramsal çözümleme için etkin altyapıyı oluşturmuştur.Kevin Lynch, okunabilirlik tanımında üç terime işaret eder: organize olma, zihinde imaj oluşturma ve hatırlama.Bu üç özellik okunabilirliğin temel özelliklerini tanımlarken, her bir terimin somut karşılıkları üzerine düşünmeye başlamak, okunabilirliği yeniden çözümleme ve sentezlemede bir kapı aralamaktadır.

Son paragrafta ise, yaptığı çalışmanın başka hangi araştırma konularına ne yönlerde ilham olabileceğini örnekler:

Bu çalışma esas alınarak gerçekleştirilmek istenecek gelecek çalışmaların ele alabileceği noktalar bulunmaktadır.Deney çalışmasında yer alacak katılımcılar demografik özelliklerine göre gruplanabilir.Böylece,yaş,eğitim düzeyi,cinsiyet,yaşanılan yer,meslek,kültür,geçmiş deneyimler gibi faktörlerin okunabilirliğe olan etkisi araştırılabilir.Uyaran olarak seçilecek örüntüler,(konut alanı,ticaret alanı,turizm alanı gibi) işlevine göre kategorize edilebilir.Böylece farklı işlevlere sahip kentsel örüntülerde okunabilirliğin nasıl değiştiği irdelenebilir…

Özetle, “Mekânsal Okunabilirlik” kitabı, okunabilirlik kavramına esnek bir bakış açısı kazandıran, amacına uygun bir akademik çalışma sunar. Yaşanabilir, tanımlanabilir, okunabilir kent mekânlarının fiziksel boyutu dışında çevresel psikoloji açısından ne olduğuyla ilgilenmek isteyenler için yazar bu kitapta, mekânsal okunabilirlik kavramını Kevin Lynch’in tanımına katkılar sunarak çözümler ve analiz eder. Kitabın hitap ettiği kitleler; mimarlar, psikologlar, şehir planlamacıları ve coğrafya araştırmacıları olarak sayılabilir. Terimlerin İngilizce karşılıkları ile birlikte verilmesi; önemli görülen cümlelerin,kelimelerin-kelime gruplarının vurgulanması; tezlerin şekillerle ve grafiklerle desteklenmesi kitabın güçlü yönleri arasındadır. Yer yer yazım hatalarının olması kitabın zafiyetleri arasında sayılabilir. Ayrıca yazar, aynı alıntılara salt haliyle  çok sık başvurmuştur. Bu da okuyucuyu tekrara düşürür. Yine de dilinin anlaşılır olması, hafızada kalıcılık için görsel taktiklere başvurulması ve  sonuç bölümünde, yapılan çalışmanın konsantre olarak sunulması açısından başarılı bir kitaptır ve kendinden sonraki birçok çalışmaya kaynak olabilecek niteliktedir.

KAYNAKÇA

KÖSEOĞLU,E.(2018). MEKÂNSAL OKUNABİLİRLİK: Biçimsel, Dizimsel ve Öznel Boyutları. İstanbul: Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Yayınları.

You may also like

Yorum yap