Homepage Derslerden Kitap Değerlendirmesi: Alev Erkilet, Kenti Dinlemek

Kitap Değerlendirmesi: Alev Erkilet, Kenti Dinlemek

by samblog

Feyza Nur Şahin, Şehir Çalışmaları Yüksek Lisans Programı, 2017

Alev Erkilet, Kenti Dinlemek, Büyüyenay Yayınları, 2017.

Alev Erkilet, 1962 Ankara’da doğup büyümüş, TED Koleji’nden mezun olmuştur. Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu olup, araştırma görevlisi olduğu aynı bölümde Yüksek lisans ve doktorasını tamamlamıştır. Sırasıyla Kırklareli Üniversitesi Sosyoloji, Sakarya Üniversitesi İletişim Tasarımı ve Medya, Şehir ve Bölge Planlama bölümlerinde, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde görev yapmıştır. “Metropolde Kariyer Meslekleri ve Aile Yapısı Temelinde Yaşam Tarzları” çalışmasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Kentsel Tasarım Projesi’nde yer almıştır. ASAGEM için yapılmış olan “Medya Profesyonellerinin ve Medyanın Aile Algısı” araştırmasında çalışmıştır. 2017 yılı Şubat ayında farklı açılardan kentleşmeyi, özelde İstanbul kentleşmesini ve Tarihi Yarımada’da kentsel dönüşüm yaklaşımlarını ele alan Kenti Dinlemek adlı kitabı yayımlandı. Aralık 2017’de yayımlanan, kendisiyle birlikte birçok başka yazarın da katkısı bulunan “Magnetsiz Şehirler: Türkiye’de Kentlerin Dönüşümü” adlı kitabın editörlüğünü de yapmıştır. Bunlarla birlikte kente dair birçok yazısı da bulunmaktadır.

Erkilet’in farklı yerlerde yayımlanmış yazıları ve söyleşileri ile Bimtaş’ta Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Kentsel Tasarım Projesi kapsamında edindiği verilerle harmanlayarak yazdığı Kenti Dinlemek üç ana bölümden oluşmaktadır. Bunlardan ilki, kitapla aynı adı taşıyan Kenti Dinlemek bölümünde, kentsel çöküntü alanları ve sınıf-altı kavramlarını ve gelişimlerini tartışır. Bekar odaları kavramını irdeler ve tarihçesi ve bugünü ile yapılması gerekenleri ortaya koyar. Bölümün devamında Süleymaniye’yi ele alır, tarihi hanları da araştırmasına dahil ederek yanlış kentsel dönüşüm ideolojilerini eleştirir. İkinci bölüm olan Kenti Konuşmak’da göç mevzusuna odaklanır, Suriyeli göçmenlerle olan ilişkiler hakkındaki düşüncelerini beyan eder. “Ve…” adını verdiği son bölümde ise aslında olması gereken bir İstanbul kentini betimleyerek kitabına son verir. Kitabın sonunda Alandan Fotoğraflar başlığı altından Tarihi Yarımada’dan fotoğraflar paylaşılır.

Kitabın ilk bölümünde kente, düzenlenecek boş bir alan olarak değil, organik, tarihi ve geçmişi olan bir oluşum olarak yaklaşmak gerektiğinin altını çizmektedir. Kent lehine olduğu düşünülerek dahi olsa aksi bir yaklaşımla atılacak olan her adımın hem kente, hem kent sakinlerine zarar vereceğini söylemektedir. Tepeden inme dönüştürme projelerinin her zaman başarısız olacağını, kentin ancak kendi doğal dinamikleri içinde sağlıklı bir değişim geçirebileceğine vurgu yapmaktadır. İddiasını, prestij konut anlayışının kentin homojen yapısını bozduğu, soylulaştırma ve kentsel dönüşüm projeleriyle birlikte yerinden edilen yoksulların korku siyaseti ile ötekileştirdiği ve bu tür bir kent tahayyülünün İslam anlayışında da yeri olmadığı gibi tartışmalarla derinleştiriyor. Yoksulu ötekileştiren ve bunu meşrulaştıran bir sistemden ziyade, kentsel iyileştirmelerin kent sakinlerinin katılımıyla gerçekleştirilmesi gerektiğine dair önerisini yapıyor.

Öncelikle kavramsal açıklamalara yer veren yazar, kavramların ortaya çıkışını, şuanki karşılıklarını, kullanım biçimlerini ele alıp sonrasında bu kavramların kullanım biçimlerinin arkasındaki ideolojiyi eleştiriyor. Ardından aslında olması gereken nediri cevaplayıp kısa bir özetle toparlayıp bölümleri bitiriyor. Birbirinden farklı ve bazen kopuk konulardan bahsediyor olmasına rağmen bölümlerin alt başlıklara, kitabı anlaşılır ve akışı takip etmeyi kolay kılıyor. Literatürde başyapıt denecek önemli eserler kadar çok bilinmeyen kaynaklara da bolca referans yapılmış olmasına rağmen alıntılar metne çok iyi yedirildiği için akışın bozulmadığı görünüyor.

Erkilet kitabında nicel ve nitel yöntemi birlikte kullanmış, Bimtaş’dan edindiği veriler ve kendi saha araştırmaları temel kaynağı olmuştur. Aynı zamanda kitapta kendisiyle daha önce yapılmış ve yayımlanmış olan söyleşilere de yer vermiştir. Betimlemelere yer verdiği Süleymaniye anlatısını –özellikle bekâr odalarının bulunduğu Küçükpazar bölgesini- saha gezilerinde çektiği fotoğraflarla desteklemiştir.

Tarihi yarımada özelinde İstanbul’da gerçekleştirilen kentsel dönüşüm, “kentsel iyileştirme” gibi projelere eleştirel bir yaklaşımda bulunan yazar, kullanılan kalıplaşmış kavramların açıklamalarını yapmış, aynı mekan ve kavramların önceden ve şimdiki kullanımlarını kıyaslayarak toplumdaki yerini ve işlevini ortaya koymaya çalışmıştır. Kent sakinleriyle yapılan görüşmeler ve tarihi bilgilerden yola çıkarak İslâmi yaklaşıma göre olması gerekeni anlatmıştır. Bu noktada kaçınılmaz olarak kendi tartıştığı meselelere normatif yaklaşmıştır. Makbul kent imgesini oluştururken de meseleyi sosyal adalet perspektifinden ele almıştır.

Kitapta en ilgi çekici bölüm muhakkak Bekâr odalarının tarihteki konumu ve işleyişi olmuştur. Toplumdaki algı ile gerçekte olanın birbirinden epeyce farklı olduğunu gözler önüne seren yazar, şimdilerde tabiri caizse “ipsiz sapsız” insanların kaldığı düşünülen harabe evlerde aslında hiç de bekâr olmayan, Anadolu’dan İstanbul’a para kazanmaya ve ailesini geçindirmek gayesiyle gelmiş erkeklerin kaldığını belirtmiştir. Hatta toplumda ahlaksızlık ve toplumsal huzuru bozan insanlarla bağdaştırılan bu yaşam alanlarının, aslında Anadolu’dan gelen taşralıların kente adaptasyonunu sağlayan ve düşünülenin tam aksine bu insanların kanundışılıklardan uzak durabilmesini sağlayan, sıkı denetim altında tutulan bir tampon mekanizma işlevi gördüğünü, en azından ilk çıktığı zamanlarda bu görevi üstlendiğini görüyoruz.

Kitap bölümlerinin birbiriyle doğrudan bağlantılı olmamasının sebebi farklı yazılardan derlenmiş olmasından kaynaklanıyor. Fakat bölümler yaklaşım açısından bir noktada birleşiyor ve konuların net başlıklarla ayrılmış olmaları zihinde bir bölümün bitip yeni birinin başlamasını sağlıyor, bu da akademik bir çalışmayı kolay ve keyifli okunur hâle getiriyor. Diğer yandan Wikipedia alıntıları, sık rastlanan imla hataları kitabın zaafları sayılabilir. Tamlama ve olumsuzluk eklerinin unutulması da yer yer anlam belirsizliğine/kargaşasına sebebiyet vermiştir.

Erkilet’in sert veya yıkıcı olmayan, güzel ve naif bir eleştiri üslubu, kitabı yöneticiler de dahil herkesin istifadesine hazır hale getiriyor. Kente yeniden bakmayı sağlayacak bir yaklaşımı verilerle desteklenerek ve görüşmelerle harmanlanarak sunduğu için ufuk açıcı bir kitap.

Kaynakça:

Erkilet, Alev ve diğerleri. Magnetsiz Şehirler: Türkiye’de Kentlerin Dönüşümü. 2017. Ankara: Nobel Kitap ve İlem Kitaplığı.

Erkilet, Alev. Kenti Dinlemek. 2017. İstanbul: Büyüyenay Yayınları.

You may also like

Yorum yap