Homepage Şehir Araştırmaları Kaynaklar Kitap Değerlendirmesi: Mustafa Kutlu Hikayelerinde Kentli İnsan Olmak (Ayşe Koçak Işık)

Kitap Değerlendirmesi: Mustafa Kutlu Hikayelerinde Kentli İnsan Olmak (Ayşe Koçak Işık)

by samblog

Değerlendiren: Sümeyye Dağ, Şehir Çalışmaları Yüksek Lisans Programı, 2019.

Ayşe Koçak Işık, Mustafa Kutlu Hikayelerinde Kentli İnsan Olmak, İstanbul: Dergah Yayınları, 2019, 344 s.

Toplumsal değişimi ve dönüşümü konu edinen pek çok yazar arasında Mustafa Kutlu kenti ve kentli olmayı mesele edinmiş ve bu çerçevede eserler kaleme almış olması sebebiyle oldukça önemli bir yere sahiptir. Kutlu, köy-kent ikilemine ve göç olgusuna oldukça önem vermiş eserlerini de bu konular bağlamında şekillendirmiştir. Birçok akademisyenin inceleme konusu olan Mustafa Kutlu metinleri, gündelik hayatın problemlerini Kutlu gözünden dile getiren ve geleneksel-modernite tartışması bağlamında karakter kurgulayan ve bunların çatışmasını yansıtan hikayelerden oluşur. Yazar yaşadığı dönemi yazması sebebiyle aslında toplumsal meseleleri kendisinin bulunduğu konumdan okumuştur. Edebi metinlerin çıkmazını oluşturan bu okuyuş bir problem değil meseleye bakış perspektifidir. Bilimsel olmaktan uzak olmasına karşın edebi metinler dönemsel incelemelerde gündelik hayata ve meselelere ilişkin pek çok veri sunmaktadır. Çalışmamızın ana malzemesi olan eserin yazarı Ayşe Koçak Işık bize bu verileri kullanarak kenti ve kentli olmayı Mustafa kutlu metinleri üzerinden açmaya çalışmıştır. 2019 Ocak ayında Dergah yayınlarından Mustafa Kutlu Hikayelerinde Kentli İnsan Olmak ismiyle yayınlanan kitabında Mustafa Kutlu’nun 2018 yılına kadar yazmış olduğu tüm kitaplarına değinilmiş, Kutlu’nun düşüncelerinin yer aldığı denemelerden ve gazete yazılarından yararlanılmış ve Kutlu hakkında yazılan makalelere, söyleşilere ve kitaplara yer verilmiştir. Işık kitabını dört ana bölüm üzerine kurgulamış ve önsöz ve giriş bölümleri eklemiştir. Kitabın ilk bölümünde Işık, Kutlu’nun hayatından,  çalışması boyunca inceleme konusunu oluşturan bütün eserlerinden ve konusundan kısaca bahsetmiş, edebi kişiliği ve Türk hikayeciliğindeki yeri üzerinde durmuş ve Kutlu için “Türk insanını ve sorunlarını bu kadar sade bir üslupla ‘bir oturuşta yazma’ kolaylığında anlatan başka hikayecimiz neredeyse yoktur (s. 88)” diyerek onu diğer yazarlardan ayrı bir yerde konumlandırmıştır.

Hikayeler ve ileriki dönemlerde romanlar topluma dair bizlere çok şey söylemektedir. “Bir toplumun serencamı o topluma ait ürünlerden kolaylıkla izlenebilmektedir (s.15).” Toplumların zaman içerisindeki değişimini okuduğumuz edebi eserleri anlamlandırmaya çalışırken aynı zamanda bunları şimdiyi ve geçmişi okumak adına verileştirmek oldukça önemlidir. Giriş bölümünden itibaren Türk toplumunun 1945 sonrasında köyden kente göç bağlamında yaşadığı değişimleri anlamayı ve bu değişimi edebi metinler üzerinden okumayı amaçlayan Işık, Mustafa Kutlu eserlerini de bu sebeple incelediğini dile getirmektedir. Yazar kitabın kurgusu ve amacı üzerine açıklamaların yapıldığı giriş ve önsöz kısmından başlayarak üzerinde duracağı kavramları tüm bölümlerde tarihsel bağlamı içerisinde sunmaya çalışmıştır. Kitabın temel kaynağını oluşturan Mustafa Kutlu metinleri ise alıntılarla tartışılan meseleye bağlanmış ve argümanın toplumsal dayanağını oluşturmuştur. Ayşe Koçak Işık metin boyunca tartıştığı kentli insanı ve kenti geleneksel-modernite çevresinde okurken metin aralarında geleneksel olandan tarafta durduğunu çok net hissettirmektedir. Köyde olmayı ve geleneksel hayat tarzını yaşıyor olmanın insanın doğasına en uygun yaşayış tarzı olduğunu dile getiren ve hikayelerindeki kahramanlarını bu çerçevede kurgulayan Kutlu’yu kendi tartışmasının dayanağı kılması bunun en somut örneğidir. Yazar modern kentteki hayatın insanlara büyük oranda mutsuzluk ve sıkıntı yarattığını ve bu problemlerinde yabancılaşma, yalnızlık, sosyal dışlanma, yoksulluk, kimlik sorunu gibi yeni kent problemlerini ortaya çıkardığını vurgulamaktadır. Bu problemlerin tek tek üzerinde duran ve ikinci bölüm boyunca bu meselelere odaklanan Işık, meseleyi kentleşme ve kentlileşme problematiği altında ele almıştır. Sanayi öncesi kent ile sanayi sonrası kentleri birbirinden ayrı tutmak gerektiğini bölüm boyunca vurgulayan yazar kentin, kentleşmenin, kentlileşmenin anlam katmanlarını açmaya çalışmıştır. Problemlerden ve yoksulluktan kaçan köy sakinleri taşı toprağı altın olan şehre özelde İstanbul’a göçmeye başlamış ve hızlı bir kentleşme yaşanmıştır. Kente göçün Türkiye’yi bir anda kasıp kavurması ve kent nüfusunun çok hızlı artması ile şehre göç bireyler için bir çözüm üretmemiş aksine yeni kent problemleri doğurmuştur. Geleneksel ve modernlik yeni kentin en önemli sorunlarından olmuş ve eski-yeni zemininde tartışılmıştır. Eski olan dinsel ve geleneksel pratiklerin yerini modern kent hayatının alması beklentisi oluşmuş bu davranış kalıplarını sürdüren bireyler arkaik damgasını yemiştir. Ekonomi bu noktada en belirleyici unsur olsa da kente göçen köylü uzun bir süre kendi kimliğini yaşamaya devam etmiştir. Bu pratikler kentin merkezinde parası olan tarafından terk edilemeyen, sürdürülen ve yeniden üretilen eylemlere, şehrin çeperindeki gecekondularda ise yoksulların korumaya devam ettiği pratiklere dönüşmüştür. Köyün göç eden sakinleri yeni kentsel pratikler içinde özel bir alan oluşturup kendi kentlileşme sürecini tamamlamaya çalışmışlardır.

Göç, özelde iç göç kentleşme bağlamında incelenmesi gereken çok hassas ve oldukça önem arz eden konulardan biridir. Yazara göre “kentleşme olgusunu oluşturan temel olay göçtür (s. 165).” Göç ve yoksulluk bağlamında şekillenen Kutlu hikayelerinden alıntılar yapan yazar üçüncü bölüm boyunca kentin çıkmazlarından bahseder. Metinlerini hayatın içinden meselelerle ve şehirde karşılaşma ihtimalimizin çok yüksek olduğu hayatlarla döşeyen Kutlu’nun yazarlık hedefini gerçekleştirdiği üzerine olumlamalarla devam eder. Kutlu ele aldığı kentli insanın bunalımlarını da karakterleri üzerinden özenle yansıtmıştır. Bu bunalımları kitabın son bölümünde problemleştiren Işık için ise mesele oldukça karmaşık ve vahim görülmektedir. Yazara göre yabancılaşma, yalnızlık, sosyal dışlanma, kimliksizlik ve yoksulluk olarak sınıflandırdığı bu bunalımlar kentli için büyük bir çıkmaz oluşturmaktadır. Yoksulluk sebebiyle kente göçen köylüde de kentli insanda da bu bunalımların izlerine sıkça rastlanır. Bu bunalımları incelerken Işık kimlik kavramına bence problemli bir açıdan bakmaktadır. Kimlik geçmişin birikimiyle oluştuğu gibi her gün kimliğimizi oluşturan yeni parçalar ediniriz. Dolayısıyla kimlik durağan bir olgudan ziyade şekil değiştiren ve insanı diğerlerinden farklı kılan bir ayrımdır. Fakat yazar kimlik kavramını tam açamamakla birlikte modern dünyada kimliğin bizleri, küreselleşmenin bir gerekliliği olarak herkesin birbiriyle aynı olmak zorunda olduğu düşüncesiyle diğerleriyle benzer kıldığı görüşünü savunmaktadır. Geleneksel alanda var olan ‘kimliğim beni başka hiç kimseye benzemez yapan şeydir’ görüşünün modern dünyada sarsıldığını iddia etmektedir. Oysa kimlik konusu bilimsel bir dayanağı olmadığı müddetçe üzerinde genel bir söylem oluşturulamayacak kadar karmaşıktır. Bu düşüncesini dayandırdığı fikirsel arka planın güçlü olmayışı ve bir paragrafta yüzeysel olarak anlatması dolayısıyla yazar burada net bir şekilde anlaşılamamaktadır. Bu düşüncesini daha güçlü bir teorik zeminde inşa etmesi meseleyi daha anlaşılır ve kabul edilebilir kılacaktır. Metnin geneline hakim olan bu hava yazarın kendi fikirsel temellendirmesini sınırlı bir düzeyde tutması sebebiyle oldukça müphemdir.

Kitap Ayşe Koçak Işık’ın yayınlanmış ilk kitabıdır ve yeni bir çalışma alanı açmasa da Mustafa Kutlu metinleri üzerine yapılmış en güncel çalışmadır. Eseri aynı konuyu ele almış diğer metinlerden de ayıran en önemli noktası Kutlu’nun son yıllarda yayınlanmış metinlerini de incelemiş olmasıdır. Işık kitap boyunca yeni bir metodoloji veya alana ilişkin yeni bir teorik yaklaşım geliştirmemiştir. Zaten yazarın böyle bir iddiası da bulunmamaktadır. Kitap boyunca Kutlu hikayelerinden yapılan alıntılar ise oldukça yoğundur. Bu yoğunluk arasında Işık pek az şey söylemiştir. Mustafa Kutlu eserlerini verileştirmek ve sınıflandırmak çerçevesinde kurgulanan kitap yazarın metinsel atıflarıyla zenginleştirilmiş olmasına rağmen yazar metin boyunca sınırlı bir tartışma yürütmüştür. Bununla birlikte yazar anlatmak istediklerini, gündelik hayatın problemlerini ve çıkmazlarını konu edinen Mustafa Kutlu metinleri aracılığıyla okuyucuyu yormayacak sade bir dille yazmıştır.

 

 

 

You may also like

Yorum yap