Homepage Şehir Araştırmaları Kaynaklar Dijital Dünyanın Şehir Gönüllüleri: Mühendis Caner Cangül ile Söyleşi

Dijital Dünyanın Şehir Gönüllüleri: Mühendis Caner Cangül ile Söyleşi

by samblog
-SAMBLOG SÖYLEŞİLERİ-

Dijital Dünyanın Şehir Gönüllüleri: Mühendis Caner Cangül ile Söyleşi

Kentler ve şehirleşmeye dair çalışmalar gün geçtikçe dijitalleşiyor. Şehirlere dair veriler, araştırmalar, görsel ve yazılı malzemeler artık dijital dünyaya aktarılıyor, dijital dünyada üretiliyor. Şüphesiz yöntem ve araçlar kadar bu alanda çalışma yapan kişilerin uzmanlıkları da çeşitleniyor. Akademik dünyada olup tarihçi, sosyolog, plancı, mimar, iktisatçı, iletişimci, yerel yönetimci, mühendis olanlar kadar akademik dünyada olmayıp faklı meslek ve uzmanlıklardan kişiler de şehirlere dair bilgiler topluyor ve üretiyor. Şehir Araştırmaları merkezi olarak tüm katkıların değerli olduğunu ve dijital çağda bilginin ve araştırmanın artık çok aktörlü olarak oluşması gerektiğini düşünüyor ve hepimizi şehir gönüllüsü olarak adlandırıyoruz.

Bu çerçevede uzun zamandır web portali ve sosyal medya kanalları üzerinden İstanbul ve farklı kentlere dair görseller biriktiren ve dijital haritalar yoluyla bilgi üreten bir şehir gönüllüsü ile tanışmak ve araştırmalarını konuşmak istedik. Dijital dünyada sürdürülmesi zor bir disiplinle ve düzenle bu çalışmalarını yürüten bu kişi Caner Cangül. Bir mühendis. Kendisine Ukrayna’da ulaştık ve sorularımızla dünyasına yolculuk etmeye çalıştık. Söyleşi için kendisine teşekkür ederiz. Umarız ufuk açıcı olur ve benzeri söyleşilerimiz diğer şehir gönüllüleri ile devam eder.


Denizden Karaköy ve Galata

Sosyal medya ve web siteleriniz üzerinden sizi tanıyoruz ama sizi biraz daha yakından tanısak, fotoğrafçı ya da tarihçi misiniz; görsel ve mekânsal kültürel mirasa ilginiz nereden geliyor?

Endüstri Mühendisliği okudum. Son 7 senedir Ukrayna’da yaşıyorum. Onun öncesinde 12 sene kadar İstanbul’da yaşamıştım. Düşünülenin aksine İstanbul ile bağım aslında çok zayıf. Ancak  İstanbul’la farklı bir bağımız var. Kültürel mirasa dönük fotoğraf çekimlerim aslında fotoğraf makinesi sahibi olmamla birlikte başladı.

Ben şehri ve tarihi eserleri fotoğraflamayı sevdim. Fotoğraf çektikçe daha önce bakıp geçtiğim, fark etmediğim eserleri fark etmeye başladım, ara sokaklara daldım.

Önce fotoğrafını çekip sonra o eserle alakalı bilgilere sahip olmaya başladım, çünkü paylaşırken en azından adını belirtmem gerekiyordu. Devamında nerede, ne var şeklinde eserleri tespit edip fotoğraflarını çekmeye dönüştürdüm. Bir proje dâhilinde İstanbul’daki kültür envanterlerini fotoğraflamaya, harita konumlarını işaretlemeye ve hatta isimlendirmeye başlamıştım. O dönem isimlendirme bu kadar kolay olmuyordu. Epeyce kitap ve ansiklopedi karıştırmak zorunda kalmıştım. Sonrasında proje rafa kalkınca elimde bu birikim kaldı. Türkiye’yi gezmeyi sevdiğim için sonra diğer şehirlerdeki eserleri de dâhil etmeye başladım.

Farklı ölçek ve konular çerçevesinde web siteleriniz var; bunların oluşum hikayelerinden bahsedip ulaşmak istediniz hedefi/hedefleri bizimle paylaşır mısınız?

Evet son dönemde epeyce site oldu. Farklı farklı yerlerde ürettiklerimi ayrı alan adları altında topladım. İlk önce blog tarzında  istanbulium.net sitesini oluşturdum. Burada hem gezi rotaları oluşturup, bu rota dâhilinde görülebilecek eserlere ait kısa bilgileri verdim. Aynı zamanda hem çektiğim güncel ve eski fotoğrafları paylaştım, hem de sıbyan mektepleri, çeşmeler gibi eserleri harita üzerinde gruplu olarak sundum. Ayrıca simge eserleri tek tek ele aldım. Bu tarzda sanıyorum ilk ben yaptım. Sonradan buradaki bilgileri fotoğraflarıyla birlikte kullanan pek çok kişi ve site oldu. Siteye eklediğim her yazı aynı zamanda benim öğrenme sürecimi de oluşturdu. Son dönemlerde yeni yazı ve fotoğraf eklemekten ziyade elime geçen bilgi ve belgeleri paylaşmak için kullanıyorum. Aslında orada hedefim “90 günde Devr-i İstanbul” yazmaktı. İstanbul’dan iş için ayrılınca tekrar eğilemedim ve öylece kaldı. Mesela pek çok eski haritayı insanların kolayca ulaşabileceği şekilde düzenleyip açtım. Elime geçen her bilgi ve belgeyi en kısa sürede kullanıma sunuyorum. Bunu bilen arkadaşlarım bulunca bana gönderiyorlar. Elimde olsa çok daha yüksek çözünürlükleri ile paylaşırdım. Bu kimi kişi ve kurumlarda yok mu? Elbette var ama paylaşmazlar. Bakın bugün bile pek çok kişi ve kurumda arşiv var ama kendilerine sakladıkları için kolay kolay kullanıma açmazlar. Açılanlarda da ya çok eksik var ya da kullandıkları altyapı gereği kullanışlı olmuyor.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii / www.istanbulium.net

Eski filmleri çok seviyor, oradaki İstanbul görüntüleri aklıma takılıyordu. Malumunuz İstanbul üzerine eski video çok karşımıza çıkmıyor ama filmlerde çok fazla sahne var. Biraz araştırdım. Bir makalede 70 kadar filmden bahsediliyordu ama liste yoktu. Ön araştırmalarda üst sınırı 1970 yılı koyarak ilk etapta 50’ye yakın film tespit edip İstanbul görüntülerini ayıklayıp video olarak yayınlamaya başladım. Zaman içinde bu arttı ve en son 116’da kalmıştı. “100 Yeşilçam Filminden 100 Dakika İstanbul diye amatörce bir video bile hazırlamıştım. Aslında orada biraz daha iş var ama buna vakit ayıramıyorum.

Bu arada eski fotoğraflara ilgim artmaya da başlamıştı. Facebook gruplarımızda fotoğraflar yükleniyor, bunların yer tespitlerini, çekim noktası tespitlerini, hatta isimlendirmelerini yapıyorduk. Kendim çok fazla fotoğraf çektiğim için çoğu noktayı tanımlarken bir avantajım oluyordu. Birde görsel hafızam kuvvetli olmalı ki eşleştirerek seri yapabiliyordum.

Elime eski bir fotoğrafı alıp aynı açıdan çekmek için hiç uğraşmadım. Ama yüzlerce eski fotoğrafı aynı açıdan çektiğime göre demek ki 100-150 yıl önce de fotoğrafçı bakışı aynıymış.

Açıkçası bilgisayarımda hiç eski fotoğraf arşivi tutmadığım gibi, fotoğraf temini için arşiv taraması bile yapmamıştım. Zamanla şunu fark ettim: herkes kendi çapında bir arşiv yapıyor ama kimsenin elinde derli toplu bir arşiv yok. Özel olarak bir fotoğrafı aradığınızda bulması çok zor oluyor yahut bulamıyorsunuz. Ayrıca paylaşım yapan arkadaşlar garip bir şekilde kaynak bilgilerini vermiyorlar, hatta kimisi muhakkak ve bilerek bunu saklıyordu. Ben de elime geçen her eski fotoğrafı eskiistanbul.net sitesinde tutmaya başladım. Bu alan adına sonradan taşımıştım, öyküsü sitede mevcut. Sonra arşiv sitelerine girmek zorunda kaldım, çünkü az önce dediğim gibi paylaşımda bulunan arkadaşlar fotoğrafçısının adını bile yazmaktan imtina ediyor; hatta kesiyor, biçiyor, ayarlarıyla oynayıp paylaşıyorlardı. Buna hep kızardım, halen de çok kızarım…

Hele üstüne “filanca arşivi” diye kendi adını, grubunun, sitesinin adını yazanı affedemem. Bugün yedi binin üzerinde fotoğraf oldu. Doğru anahtar kelime ile aranılan bir fotoğrafa dakika bile sürmeden ulaşabiliyorsunuz. Mesela çok faydalandığım ve fotoğraf temin ettiğim Getty arşivinde aradığınız fotoğrafa sadece denk gelme ihtimaliniz vardır, onun için de saatler harcamanız gerekebilir. eskiistanbul.net sitesinde bu manada çok büyük avantaj sağladığı gibi Getty’deki fotoğrafa direkt linki de vermektedir. Bu arşivdeki dört bine yakın fotoğrafı tek tek gözden geçirdim. Sitede yüklenen fotoğraflarla alakalı denk geldikçe sürekli güncelleme yapıyor, eksikleri tamamlıyorum ve hatta hataları ayıklıyorum. Sitenin çok sıkı takipçileri olduğunu biliyorum. Teknik altyapısını bir parça daha iyileştirmem gerekiyor.

Tabii eski İstanbul fotoğrafları ile uğraşırken karşıma sürekli diğer şehirlere ait fotoğraflar da çıkıyordu. Bu beni eskiturkiye.neti kurmaya itti. Birebir aynı altyapı kullanılıyor. Orada da dört bin fotoğrafı geçti. Bu şehirlerde tanımlamalar biraz daha eksik. Çünkü bizzat bilmediğim ve tanımlamakta zorlandığım, araştırmaya vakit ayıramadığım için şehir adı ile geçiştirdiğim çok fotoğraf oldu.

kulturenvanteri.net ise Türkiye ve İstanbul’daki kültürel mirasımızı konum bazlı sunuyor. Bu aslında az önce bahsettiğim ve devam edemeyen projenin çok daha gelişmiş hali olacak. Aynı zamanda bu altyapı başka bir projenin temelini oluşturuyor. Şimdilik isim ve konum bilgisi ve bazen fotoğrafını sunuyorum. Bir kısım harita grupları için destek olan arkadaşlar bile oldu ve olmaya devam ediyorlar. Bir gün yapabilirsem tüm bu siteler işte o tek projenin çatısı altında toplanacak.

Türkiye Kültür Varlıkları Harita Konumları / www.kulturenvanteri.com

Son olarak kendi çektiğim fotoğrafları tek bir sitede arşivleme imkânı bulduğum canercangul.com sitesinden bahsetmek isterim. Seçtiğim fotoğrafları yüklemelerim halen devam ediyor; 2019 sonuna kadar bitirebilir miyim, emin değilim… Çok zaman alıcı ve yorucu oluyor. Burada özellikle 2006-2010 arası çektiğim pek çok fotoğraf bugün arşivlik hale gelmiştir. Restorasyon furyası İstanbul’un 2010 yılında Kültür Başkenti olmasıyla başlamıştı hatırlarsanız. Şimdilik sadece Türkiye’de çektiğim fotoğrafları koyuyorum.

2019 yılında çektiğimiz bir fotoğrafın, 2025’te ya da 2050’de arşiv değeri olmayacağını söyleyebilir miyiz? O nedenle çekip, ulaşılabilir bir yerlerde sunmalıyız diye düşünürüm.

Tabi tüm bu sunduklarımda eksikler, hatalar, yetersizlikler mevcut. Hem meslekten değilim hem de hayatımı bu işlerle sürdürmediğim için profesyonel olarak yapmıyorum. İster istemez eksikli oluyor.

Pek çok girişimden farklı olarak sizin sitelerinizde sistematik bir düzen dikkati çekiyor. Bireysel mi çalışırsınız, ekibiniz var mı, yönteminiz nedir?

Ekip olmayı çok istedim ama direkt olarak katkıda bulunacak gönüllü bulamadım. Kısmen katkıda bulunan tanıdığım ve tanımadığım kişiler oldu elbette. Bu siteleri oluştururken ihtiyacım olduğunda en hızlı ve kolay nasıl ulaşırım diye bakıyorum kendim bakıyorum ve o doğrultuda yapıyı tasarlıyorum. Fotoğraflar için elimde olan tüm bilgileri muhakkak tanımlıyor ve eski fotoğraflarda temin edilen en yüksek çözünürlükte olmasına dikkat ediyorum. Tabi tüm bunlar için ek bir maddi yatırım yapılmıyor, kendi bildiğim kadarıyla ne kadar olursa o şekilde çözüyorum. Mühendis olmanın ve çok eskiden beri internet kullanmanın bir avantajını da görüyorum sanırım. Başkalarının günlerce süre içerisinde yaptığını bir iki saatte halledebildiğim çok oluyor.

Bu işlerde önemli olan şey kullanıcının aradığı şeye en hızlı ve kolay ulaşımını sağlayacak şekilde tasarlanması. Mevcut envanter sitelerine girmişsinizdir. Aradığını gerçekten bulabilen oluyorsa tebrik etmek lazım. Teknik altyapıları sorunlu olmakla birlikte, süreç tasarımları kullanıcı ihtiyacı baz alınmadan yapılmış. Bana biraz yapmış olmak için yapılmış gibi geliyor bu siteler ve uzun ömürlü olacaklarını düşünmüyorum. 2010 İstanbul Kültür Başkenti döneminde böyle pek çok proje görmüştüm. Şimdi isimlerini bile hatırlamıyoruz. Neden? Aslında o gün bile kötüydüler ve sürdürülebilir olma ihtimalleri zaten yoktu.

Bu işlere bulaşacak kişinin kendi motivasyonu olmalı. Merak duygusu kaşınmalı sürekli  ve paylaşmaktan keyif alması gerekiyor. Sürecin en zor olanı ise sürdürülebilir olmaktır. Bunun için ilgi alanına göre hareket edilmelidir.

Sosyal medyada da katkılarınızı yapabilirsiniz, hatta tepkileri hemen görebilirsiz. Fakat bu paylaşımlar geride bir birikim sağlamıyor. Bu biraz da işin kolayına kaçma oluyor diye düşünüyorum. Örneğin farklı başlıkları içeren 100 fotoğrafı Facebook’a koyup isimlendirmeniz ile bir sitede sunmanız arasında ciddi emek farkı vardır. Facebook’ta anında tepkiler başlar ama sitede olursa belki hiç tepki almazsınız. Fakat sitede olursa  emek vardır, uzun vadelidir ve değerlidir. Diğeri de elbette değerlidir ama geçicidir, o içerik kısa sürede ölecektir.

Benzeri konularda devlet kurumları, üniversite ve STKlar gibi kurumsal çatılar ne yapıyor, ne yapmalı? Bireysel meraklar-gayretlerle kurumsal imkanlar nasıl buluşturulmalı?

Her kurum kendi elindeki tüm bilgi ve belgeleri bir yolunu bulup herkesin ulaşımına açmalıdır. İşin aslı öncelikle bu niyeti görmek zorundayız. Mesela kimi kurumlar elindeki bir fotoğrafı, haritayı, belgeyi paylaşıyor ve ortasına kocaman bir filigran yerleştiriyor ve faydalı olacak boyutta paylaşmıyor. Kimi kurum envanter projesini açıyor ancak altyapısı yetersiz ve doğru planlanmamış. Teknik altyapı çok mühim, doğru planlanmış ve güçlü olmak zorunda. Az öncede söylediğim gibi her şeyden evvel kullanıcı ihtiyacı baz alınmak zorunda. Mesela arama ile listeleme yapıyorsunuz ve 150 sayfa liste çıkıyor. Tek tek ve sırayla gözden geçirmek zorundasınız ve farz edelim 30. sayfada kaldınız.  Daha sonra tekrar girdiğinizde yine ilk sayfadan başlamak zorundasınız. İlk 30 sayfayı tek tek yükleyecek ve 31. sayfaya ulaşacaksınız.

Beyazıt Kulesinden Panoramik Görünüm /Caner Cangül

Şöyle düşünün; sokağınızda bir çeşme var ve hakkında bilgi arıyorsunuz. Envanter siteleri konumdan, en azından sokak adı ile aramadan sizi verilere ulaştırması lazım. Ama ansiklopedi gibi tasarladıkları için sadece adını bilirseniz ulaşabiliyorsunuz. Oysaki bu siteleri tasarlarken bir kullanıcı gibi bakmak gerekiyor. Aslında ne yapmak lazım?

Kişisel merakları kurumsal yapılarla elbette buluşturmak gerekiyor. Meraklı ve donanımlı öyle kişiler var ki bu özelliklere sahip insanları akademide arasanız bulamazsınız. Bu kişiler bireysel motivasyonları ile çok faydalı içerikler üretiyorlar.

Bloglarda, forumlarda, sosyal medyada bu içeriklere sıklıkla denk geliyorsunuz. Yeri geldiğinde bildiklerini aktarıyorlar. İşte kurumsal ve organizasyonel yapıların bu kişileri motive etmesi gerekiyor ki orada da katkıda bulunsun. Elbette buna uygun altyapıyı kurmaları halinde bu mümkün. Ayrıca toplumu da her zaman işin, projenin içine katmayı düşünmeliler. Bugün en zengin içerikli herhangi bir müzenin sitesine bile girdiğinizde bir sürü eksikle karşılaşıyorsunuz. Ellerindeki artık eskimiş, güncelliğini yitirmiş içerikleri koyuyorlar halen. Mesela yakınlarda yayınlanmış bir yazıda “Yenibahçe kurbunda” ifadesine denk gelmiştim. Ansiklopediden kopya kokan içerikler… Yazara “Yenibahçe neresi?” diye sorsanız, belki bilemeyecek.

Türkiye çerçevesinde benzeri uğraşta bulunan hangi kişi ve siteleri takip ediyorsunuz ya da işbirliği yapıyorsunuz; takipçilerimize öneride bulunmak ister misiniz?

Twitter ve Facebook gibi ortamlarda sizinle paralel merakta olan kişi ve grupları bulmak pek zor olmuyor. Bunun dışında genelde arama ile ulaşıyorum sitelere. Yahut sosyal medyada paylaşımlardan hareketle de ulaşabiliyorum. Sistematik ve spesifik bir kişi ve site olmuyor.

Dünyadaki trendleri, bilgi birikimlerini ve bu tür çalışmaları elbet takip ediyorsunuzdur, bunlarla iletişiminiz var mıdır, dijital çağın imkânlarına bakarsak kültürel mirasın tespit ve tanıtımında şu anda neredeyiz, yakın gelecekte neler olması beklemeliyiz?

Aslında böyle bir misyonla hareket etmediğim için ve ana/mesleki işim bu olmadığı için o düzeyde takip ediyorum diyemem. Fakat dijital olarak denk geldiğim zaman inceliyorum. Nasıl yapmışlar, neden öyle yapmışlar kısmını anlamaya çalışıyorum. Elbette faydalanıyorum.

Bizim kurumlarımız gerçekte tam ne yaptı, ellerinde ne var tam bilemiyoruz. İnternete açık olan kısmı ile ancak bilebiliyoruz. Şu ana kadar ortaya dökülenler pek tatmin edici değil açıkçası. Ben kendi ülkemdeki bir yerle alakalı bilgiyi, fotoğrafı halen ve sadece yabancı arşivlerden temin edebiliyorsam, bizde arşivi elinde tutan kurumların işini iyi yapmadığı yahut nasıl yapacağını bilmediğini söylersem haksızlık etmiş olur muyum bilemiyorum. Yani elimizdekileri sunma konusunda henüz yetersiz kalıyoruz. Mesela Anadolu’da seyahat etmişseniz kahverengi tabelaları görürsünüz. Mesela kaç km içeridedir bilemiyorsunuz. Bazen haritadan bir bakıyorum, 35 km içeride çıkıyor.

Bizim coğrafyamız çok zengin. Hatta düşündüğümüzden ve bildiğimizden bile daha zengin. Geçenlerde bir Alman sitesine denk gelmiştim, yanlış hatırlamıyorsam doksan bin üzerinde köprü ve geçidi tanımlamışlardı. Konumu var, fotoğrafları var… Tarihi değil, normal köprüler bunlar! Bizde bunu kurumlar bile yapamıyor.

“Bildiğim kadarıyla benim buluşum” dediğiniz mekânlar, görseller nelerdir?

Aslında öyle bir yer elbette yok. Ama internet üzerinde adını ilk kez geçirdiğim yerler epeyce oldu. 8-10 sene kadar önce bazı yerleri aradığınızda sadece tek bir sonuç geliyordu ve bu benim girdiğim içerik oluyordu. Sanırım bugün bu hiç olmaz. Sonradan pek çok meraklı da içerik üretti bu yerlerle alakalı.

Aklıma gelen şu var: Galata Kulesi’nin külahının 1875’te bir fırtınada uçtuğu yazar ansiklopedilerde. Eski fotoğrafları kullanarak 1855-1862 arası, muhtemelen 1860-62 arasında külahın yerinden söküldüğünü tespit etmiştim. Hatta İstanbulium’da yazmıştım bunu. Sebebi ve tam tarihi tabiî ki daha derin bir araştırma gerekiyor. Belki bununla ilgili bir çalışma ve düzeltme bile olabilir ama ben henüz denk gelmedim.

Öte yandan, benim tespit olmasına sebep olduğum bir diğer bilgiden bahsetmek isterim. Bir çeşme başında sakaların olduğu meşhur bir fotoğraf serisi vardır.  Onun yerini tespit etmiştik ve Beyoğlu’nda çıkmıştı. Hikayesini blogda yayınlamıştım. Twitter’daki mesajlaşma ile Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yaşadığı evin konumunu tespit etmiştim. Buna benzer bir sürü tespitlerimiz oldu. Belki daha önce yapılmıştı, bilemiyoruz.

Son olarak bu kadar mekân görseli gördükten sonra -eski ve yeni halleri ile- ne değişti zihninizde; dünyaya nasıl bir kültür sunmuşuz ve şimdi ne sunuyoruz; değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Özellikle 19. yüzyıl fotoğrafları ile fazla haşır neşir oldum. Sadece İstanbul’la değil, Türkiye’nin diğer şehirlerine ve hatta Balkanlara baktığınızda müthiş bir hayat ve yapılaşma olduğunu görüyorsunuz. Sonrasında gerek doğal afetler, deprem ve yangınlar ve özellikle  savaşlar nedeniyle bu şehirlerdeki negatif değişimi de keşfediyorsunuz. Sonrasında bu şehirlere modernleşme adına kıymaya da devam etmişiz. Eskiden kalan mirası ama hor görmüşüz, ama ayakta tutacak birikimimiz olmadığı için köhnemiş, kimisi kaybolmuş. Bütün bunlara rağmen halen çok ciddi bir envanterimiz var. Öncelikle bunları biliyor olmamız lazım. Ancak bilirsek koruyabiliriz.

Fakat bunları bilmek yetmiyor, görünür kılmamız da gerekiyor. Restore edelim demiyorum, farkındalık yaratalım. Özellikle bu yapıları var olduğu bölgedeki insanların bilmesi çok önemli. Çünkü bu mirası öncelikle koruyacak olan orada yaşayan insanlardır. Bulunduğu yere ve çevresine değer katan eserler ve detaylardır, kültürel zenginliğimizdir.

İnternetin nimetlerinden faydalanıp kültürel envanterimizi yukarıda da bahsettiğim gibi öğrenebilinir ve ulaşılabilir hale getirmek zorundayız.

Amasya Hatuniye Camii, Hazeranlar Konağı ve Kral Kaya Mezarları
Ani-Ören-Yeri-Panoramaları
Beyazıt Kulesinden Panoramik Görünüm
Türk ve İslam Eserleri Müzesi Duvar Çeşmesi
Denizden Karaköy ve Galata
Caner Cangül

You may also like

Yorum yap