Homepage Derslerden Kitap Değerlendirmesi: Sinan Yılmaz, Altın Şehir Üsküdar Kitabı

Kitap Değerlendirmesi: Sinan Yılmaz, Altın Şehir Üsküdar Kitabı

by samblog

Yasin Tikici, Şehir Çalışmaları Yüksek Lisans Programı, Şehir Düşüncesi ve Tarihi Dersi, 2017

Sinan Yılmaz, Altın Şehir Üsküdar Kitabı. İstanbul: Ötüken, 2017.

İstanbul pek nadide bir şehir olmasından ileri gelerek pek çok kitabın ana temasını oluşturmuştur. Çeşitli özelliklerinin araştırıldığı kitapların haricinde kayda değer miktarda hatırat kitabı, İstanbul literatüründe yer etmiştir. İstanbul literatürünün yeterli doygunluğa ulaşmasından ötürü, tarihî önemi de had safhada olan bazı beldelerin detaylı anlatımları hızlanmıştır. Bu meyanda Bilâd-ı Selâse’den olan Üsküdar bünyesinde, bu anlatımlara değecek nitelikte eser, abide ve şahsiyet barındırmış ve hâlâ daha barındırmaktadır. Üsküdar’ı kaleme almış, literatürünü oluşturmuş pek çok önemli ismi de zikretmek, bu kitabın oluşumunda yazarın etki alanını izhar etmek anlamına gelecektir. Başta Ahmet Yüksel Özemre, İbrahim Hakkı Konyalı ve Mehmet Nermi Haskan gibi eserleri Üsküdar araştırmalarında yol gösterici şahsiyetler ve Mehmet Solmaz, Besim Çeçener ve Hüseyin Suat Erginer Üsküdar’ın mihenk taşı yazarlarından olmuşlardır.

Üsküdar Kitabı, çok hacimli, beldeyi bir ucundan öbür ucuna kadar çok detaylı incelemiş, uzun soluklu bir çalışmanın ürünü kayda değer bir kitap. Bu detaylı incelemenin önüne metropol İstanbul’un değişim hızı belli başlı noktalarda ket vurmuştur. Yazarın belirttiği ve bizim de incelememiz sonucu göze çarpan görsellerdeki eksiklik bu değişim ve dönüşüm hızından neşet etmektedir. Kitap tam otuz iki bölümden meydana gelmektedir. Üsküdar’ın kendisiyle Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri, yazar tarafından beldenin kalbi hüviyetine yerleştirilmiştir. Kitap Bilad-ı Selase’den olan Üsküdar’ın, elbette şehir tarihi açısından kıymeti harbiyesi olan mekanlarında gezinmektedir. Üsküdar meydanından başlayarak, Şemsi Paşa, Selman-ı Pak, Hakimiyet-i Milliye, Doğancılar, Salacak, Kız kulesi, İhsaniye, Selimiye, Haydarpaşa, Karacaahmet, İnadiye, Selamsız, Valide Atik, Zeynep Kamil, Murat Reis, Bağlarbaşı, Altunizade, Çamlıca-Küçük Çamlıca, İcadiye, Sultantepe, Paşalimanı, Kuzguncuk, Beylerbeyi, Çengelköy, Vaniköy ve Kandilli’ye uzanan geniş çaplı bir gezinim, kitabın yekununu oluşturuyor.

Kitabın diliyle ilgili hususen bir tespit yapmak gereklidir. Yazarın esasen etkilendiği Üsküdar erbâbı, yazar şahsiyetlerin hatırat kitapları ve diğer hacimli kitapların dillerindeki ortak tını, yazarı, bu kitapta tercih edeceği dile, bilinçli ya da bilinçsiz, sevk etmiştir. Kitabın dili lüzumundan fazla edebîdir. İncelediği eserlerin kitabeleri ve hikayeleri etrafında, bu tını sürdürülmüştür. İncelenen eserlerin, köşe bucak taraması ve incelenmesi, mümkün mertebe görsellerle desteklenmesi, kitabın öne çıkan karakteristiğidir. Eserlerin geçmişinin sarahaten, makalenin başından sonuna kadar, yayılmış biçimde ele alınması da yine kitabın önemli özelliklerindendir. Mahallî incelemelerde yazarın tercih ettiği yöntem, bölgenin ihtiva ettiği eserleri detaylı incelemektir. Fakat eserlerin yapım amaçlarıyla ilgili değerlendirme yapılmamıştır. Mekânın oluşumu açısından kritik bir yeri işgal eden bu hususun gözden kaçırılması talihsiz bir durum oluşturuyor. Kara Davud Paşa Camii, Vâni Mehmed Efendi Camii gibi kritik vakıalardan ileri gelerek bina edilmiş, ya da kritik vakıaları meydana getiren yapıların, bu süreçlerine yer verilmemesi önemli bir eksikliktir. Bu noktada Bülbülderesi bahsinde yazarın uzunca bir şekilde Sabetay Sevi’ye intisap edenlerin, Bülbülderesi Mezarlığı’nın bir bölümünde medfun bulunuş serencamından söz etmesi yukarıda değinilen eksikliğin kitabın tamamını kapsamasının önüne geçmiştir.

Kitabın otuz iki bölümünden yaklaşık yirmi tanesi doğrudan belirli bir mahallin karakteristiğine odaklanırken, diğer bölümler neredeyse tamamıyla eser odaklı incelemeye hasredilmiştir. Semtin, sokağın ya da caddenin karakteristik özelliklerinin eserler üzerinden bir anlatıma tâbi tutulması, pek bir sonuç vermiş gibi gözükmüyor. Yazar bu durumu hususî bir tarz belirleyerek nispeten hafifletmiştir. Bir mahallin mihenk taşı statüsündeki yapısını baz alarak, diğer yapıların oluşumunun incelenmesi kayda değer bir niteliktir. Fakat bu tavrın tüm bölümler için geçerli olmayışı, kitabın şemasını bozmaktadır. Direkt olarak eserler üzerinden giden bölümlerle, mahallin oluşumundaki tarihî vakıaların yer aldığı bölümler gelişigüzel sıralandığı için, hem İçindekiler kısmı ve dolayısıyla hem de kitabın tamamı gayrinizâmî pozisyondadır.

Yazarın ürünü oluştururken yaptığı en önemli iş incelediği mahallerin en can alıcı noktalarını tespit edebilmiş olmasıdır. Bu mahaller ve mekânlar için azımsanamayacak ölçüde önemli ve bir yan unsur olarak ikincil, üçüncül dereceden önemli eserleri, yapıları kayda alıp incelemesi ve bölüm içi sıralamalarını çok dikkatli biçimde yapması, kitabı literatürde önemli bir yere taşıyan unsurlar olacaktır. Beylerbeyi denince akla ilk gelen Beylerbeyi Sarayı’ndan önce İstavroz’u ele alması yazarın şehir düşüncesine yaptığı önemli katkılardan biridir. Zira Bizans’ın kuvvetli dönemlerinde Beylerbeyi’nde İmparator Constantious tarafından yaptırılan kilisenin ismi semtin bu ismi taşımasına sebep olmuş, fakat Osmanlı halkı bu adlandırmadan hiç de rahatsızlık duymayıp, bu ismi kendilerinin telaffuz edeceği şekilde muhafaza etmişlerdir. Nitekim şehrin ‘Stanpolis’ olarak anılması, İstanbul’un ‘İstanbul’ olarak anılmasına bu meyanda sebep olmuştur.

Kitabın dilinin gereğinden fazla edebî olduğunu beyan etmiştik. Bunun yanında genel itibariyle okuyucu için akıcı bir dil tesis edildiğini belirtmek gerek. Bu denli hacimli bir kitabın kolayca takip edilmesi ve okunması adına önemli bir özellik. Diğer taraftan, şehir literatürüne katkıda bulunan bir kitapta aranacak akademik literatüre uzak bir görüntü mevzu bahis. Bu durumu kurtaracak ufak revizyonlarla kitap kemale erme noktasında mesafe kat edebilir. Kitabın bölümlerini isimlendirmede bu durum net bir şekilde görülebilmektedir: ‘Buselerin En Masumu Şemsi Paşa’, ‘En Gizemli Mezarlığa Yolculuk Selman-ı Pak Caddesi’, ‘Bitmeyen Rüya Kızkulesi’, ‘Kepçe Dedenin Kazanı Ahmediye’. Bazı pasajlarda da bu romantik dil göze çarpıyor:

‘İşte, bu bütünde toplanmış güzelliğin semtlere dağıtılmış numunelerini tanıyabilmek iştiyakı içinde olanlara; gülün kokusunu, yapraklarının tamamını tek tek koklayarak duymak isteyenlere olsun seslenişimiz: Buyrunuz efendim! Kapısını semt semt aralayan Üsküdar, bizleri bekliyor.

Yapılan alıntıların çok uzun olması esasen Üsküdar’a dair ürünlerin neler söylediğine bir miktar hakim olabilmek adına faydalı gibi gözükse de yer yer sayfanın tamamını kaplayarak, okuru alıntıların lüzumundan fazla kullanıldığı vehmine sevk ediyor. Aynı zamanda mekânın oluşumunda başat aktör olan şahsiyetlerin eserlerinin kitaba etraflıca dahil edilmesi bir başka sorunu teşkil ediyor.

 

Kitabın görselleri hususunda yazarın talihsizlik yaşadığı yukarıda belirtilmişti. Bazı görsellerin kitabın yayın yılından önceki kayıtları ile verilmesi de, eserlerin aktüel hallerini görmemizi engellemiştir. Yine dikkat çeken başka bir husus, günümüze ulaşmayan eserlerin arşivlerde bulunan görsellerine yer verilmemesidir. Bu cihetle birçok eserin görselinin bulunmaması bir eksiklik olarak göze çarpıyor.

Son olarak kitabın İçindekiler kısmı ve makalelerin sonunda oluşturulan kaynakça hususuna değinmek gerekir. Yazar indeksi oluştururken kitabın hacmine denk düşecek miktarda bölüm ayrımına gitmiş. İçindekiler bir kitabın dizgisinin temelini oluşturur. Otuz iki bölümden oluşan kitabın indeksi, kitabın tamamında hissedilen gayrinizamiliğin temel sebebi gibi gözüküyor. Yazar burada bir belirlenimciliğe giderek, kitabı yukarıda bahsi geçen doğrudan eserler üzerinden giden bölümlerle, mahallin oluşumundaki tarihî vakıaların yer aldığı bölümleri ayırıp bir araya getirerek kitaba mutlak bir bütünlük sağlayabilirdi.

Sonuç olarak, ‘Khrisopolis’ ve ‘Mercü’l Berreyn’ olarak adlandırılmış olan Üsküdar’ın şehir literatürüne önemli sayılabilecek ölçüde katkı veren Üsküdar Kitabı, geçmişte İstanbul’un üç beldesinden birinde, mekân oluşumunun önemli yapılarına, şahsiyetlerine ve vakalarına değinerek şehir çalışmalarına doğrudan olmasa da dolaylı olarak katkı sağlayacak bir ürün olarak literatürdeki yerini alacaktır.

You may also like

Yorum yap